2 Haziran 2010 Çarşamba

Dünya Kupası | 1934


Johnny Weismüller,Tarzan rolünde ilk çığlıklarını atıyordu,ilk deodorant piyasaya çıkmıştı.Mao Çin'de devrimin yürüyüşünü başlatıyordu.Mussolini İtalya'da İkinci Dünya Şampiyonasının açılışını yaparken,Hitler Almanya'da,kendisini üçüncü Reich'in Führer'i ilan ediyordu ve Ari ırkı savunan yasayı onaylıyordu,buna göre kalıtsal hastalığı olanlar ve suçlular kısırlaştırılacaktı...
(Eduardo Galeano-Gölgede ve Güneşte Futbol)

İtalya 2-1 Çekoslavakya

Dünya Kupası | 1930

1 Haziran 2010 Salı

Dünya Kupası | B Grubu

B Grubu
Arjantin
Nijerya
Yunanistan
Güney Kore

Arjantin

Arjantinliler açısından çok ilginç bir Dünya Kupası olacak.Takımın başında ülkenin efsanesi,belkide gelmiş geçmiş en iyi futbolcu olan Maradona olacak.Sahada ise artık insanların galiba Maradona'dan daha iyi dedikleri bir Messi.Dünya kupalarında Arjantin'e en az İtalya kadar sempati duymuşumdur.Ve her seferinde beni hayal kırıklığına uğratmışlardı.Ama galiba bu sefer çok farklı.En azından yine ben öyle hissediyorum.Messi'ye çok yakışırdı bir dünya kupası.Messi'yi bir kenara bırakırsak takımda inanılmaz formda hücum oyuncuların varlığı dikkat çekiyor.Higuain,Tevez,Milito,Agüero...Turnuvanın ofansif gücü en yüksek takımı bence Arjantin.Ama defansıda bir o kadar soru işareti benim için.Gruptan çok rahat 1. çıkarlar.Ve bu sefer en azından finalde görmeliyiz Arjantini.

Nijerya

Fizik gücüyle öne çıkıyor öncelikle Nijerya milli takımı.Fildişi Sahili ve Kamerun fiziksel üstünlüklerini teknik olarakta destekleyebilen ülkeler ancak Gana ve Nijerya teknik olarak bu 2 ülke kadar ileride değil.Defanslarında Taiwo,Yobo,Adeleye ,Apam gibi kaliteli isimler var.Ancak Nijeryada da Arjantin'in tam tersi olarak ofans kısmı çok etkisiz.Orta sahada tüm hamallık görevi Mikel'in üzreinde olacak.İleri uçtada Ikechukwu Uche,Yakubu ve Martins gibi isimlerle sonuç almaya çalışacaklar.Ben gruptan 2. çıkmalarını olası görüyorum çünkü gruptaki diğer rakipleri Yunanistan'dan çok daha pozitif futbol oynamaya çalışacaklarını düşünüyorum.

Yunanistan ve Güney Kore

King Otto'nun Avrupa şampiyonu takımı gün geçtikçe daha kötü hale geliyor.Yine dünya kupası vizesi almayı başardılar ama bu sefer öyle bir mucize elde etmeleri çok zor.

Güney Kore ise grubun en zayıf halkası.Park Ji Sung önderliğinde ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışacaklar ama gruptan çıkmaları imkansız gibi birşey.


Öztürk Pekin'in Jübilesi


"Van Basten misin Ümit Karan o ne biçim vuruş..." işte bu sözlerle aklımda yer edindi benim Öztürk Pekin.Sayısız maç anlatmıştır ekranlarda bunca yıl.Bugün itibariyle mikrofonunu bırakmış artık.Yetiştirdiği kişilerin anlattığı maçları izleye izleye güzel bir emeklilik geçirmesini diliyorum kendisine.

Dünya Kupası | 1930

Bir deprem Güney İtalya'yı sarsıyor,bin beş yüz Napoliliyi toprağın altına gömüyordu.İngilizler,bağımsızlık isteyen ve vatanı uğruna tüm Hindistan'ı greve srüklemiş olan Gandi'yi hapse atmışlardı.Bu olaylar bizim kıtamızda oluyor ve Amerikalı deniz piyadeleri,ekinleri yakarak onları açlıkla terbiye etmeye çalışıyorlardı.Uruguay'da hükümet darbesi üç yıl sonra patlak verecekti.1930 da ülke pürdikkat Dünya Futbol Şampiyonasını takip ediyordu.Son iki olimpiyatta Avrupa'da kazandığı zaferler doğal olarak Uruguay'ı turnuvanın ev sahibi yapmıştı....
(Eduardo Galeano-Gölgede ve Güneşte Futbol)

Uruguay 4-2 Arjantin

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Dünya Kupası | B Grubu

Alessionun başlattığı Dünya Kupası grup analizlerinin ikinci ayağını kendisinin de izniyle ben yazacağım. B grubu 1.'si ilk maçta belli olur bence. Nijerya- Arjantin maçını kazanan birinci kaybeden ikinci olur. Tahmini sıralamam işe şöyle;

B Grubu
Arjantin
Nijerya
Yunanistan
Güney Kore

Arjantin

Messi-Maradona kıyaslaması dolayısıyla belki de performansı en çok merak edilen takım Arjantin. En kuvvetli hattı forvet hattı olan Arjantin 23 kişilik aday kadrosundaki forvetler; Diego Milito, Lionel Messi, Lisandro Lopez, Kun Agüero, Carlos Tevez, Gonzalo Higuain ve Martin Palermo. Gerçekten hepsi mevkilerinde parmakla gösterilen oyuncular. Maradona forvet hattında nasıl bir seçim yapar bilemiyorum ama bana kalsa ben 3 forvet oynatıp, ortada Higuain, Milito veya Agüero, solda Tevez veya Lisandro sağda da Messi'yi oynatırdım. Ama Arjantinde diğer bölgeler forvetler kadar iyi değil hatta hiç iyi değil bence. Hele ki Cambiasso ve Zanetti kadroda yokken defans yapmakta baya bir zorlanacaklar gibime geliyor. Bu yüzden en fazla yarı finale kadar gidebilirler diyorum. Ama Messi en iyi olduğunu kanıtlamak için kupayı kazandırabilir ülkesine.

Nijerya


Grupta ikincilik yarışının en iddialı adayı bence Nijerya. Belki bir sürpriz Arjantin galibiyeti alabilirse 1. bile olabilir. Fizik gücü çok yüksek bir takım olan Nijerya aynı zamanda da teknik kapasiteye sahip oyunculara da sahip. Nijerya çok üstün futbolculara sahip olmasa da her mevkiide belli bir seviyenin üzerinde olan oyunculara sahip. Kalede 27 yaşındaki Vincent Enyeama, defansta Taiwo, Josep Yobo, Danny Shittu gibi "sağlam" oyuncular bulunuyor. Bunun yanı sıra forvet hattı pek iyi olmasa da tecrübeli golcüleri barındırıyo. Kanu, Martins, Obasi, Utaka gibi pek çok yetenekli forveti bulunan Nijerya'nın en alternatifsiz bölgesi olan ortasahasında Chelsea'li John Obi Mikel ve Fullham'lı Dickson Etuhu teknik direktör Lars Lagerback'in ortasahada görev vermesi kesin gözüyle bakılan isimlerden.

Yunanistan


Yunanistan'ın Arjantin ve Nijerya'nın bulunduğu gruptan tur atlaması hem Yunanlılar hemde tüm futbolseverler için sürpriz olur. Kadrosunda yetenekli oyuncuları bulunduran Yunanistan ikinci kez Dünya Kupasına katılıyor. İlk katıldıkları turnuvada 0 puan ve -10 averajla evlerine geri dönmüşler. 2004'teki Avrupa Şampiyonasından sonra takım giderek gerilemeye başladı ve 2008 Avrupa Şampiyonasında gruptan çıkamadılar. Dünya Kupası Elemelerinde kolay gruba düşen Yunanistan gruptan ikinci olarak çıkıp play-off'larda Ukrayna'yı yenerek tarihinde 2. kez Dünya Kupasına katılmış oldu. Kupada Yunanistan'ın güvendiği isimler; Liverpool'un stoperi Krygiakos, Pana'da oynayan oyun kurucuları Karagounnis ve forvette büyük umutlar bağladığı Gekas ve Samaras.

Güney Kore




Güney Kore B grubunun en zayıf takımıdır bana göre. Ama gayretleriyle bir yerlere gelebilirler. G.Kore ilk kez dünya kupasına 1954'te katılmış(aynı zamanda Türkiyenin de katıldığı ilk Dünya kupası) ve Macarşstan'dan 9, Türkiye'den 6 gol yiyerek evine dönmüştür. Ve bir daha sahneye çıkmak için 8 Dünya Kupası(32 sene) beklemiştir. Dünya Kupasındaki en büyük başarısını 2002 de evsahipliği yaptığı turnuvada yarı finale çıkarak almıştır. En büyük kozu tabii ki ManU'da oynayan Park Ji Sung olan G.Kore defans hattının kısa olması ve yedek forvetinin bulunmaması başarısızlığa davetiye çıkarıyor.

Dünya Kupası | A Grubu


Blogu yavaş yavaş dünya kupası moduna sokmanın zamanı geldi.Yalan dolan transfer haberleriyle ilgilenmek yerine kupayla ilgili bir şeyler okumak yazmak vs. daha iyi olur diye düşünüyorum.Grup grup analizler,kupa tarihi ile ilgili haberler ve takımlardan güncel haberler yer alacak bu bir kaç hafta blogda.İlk olarak A grubu analiziyle başlıyorum.


A Grubu

Fransa

Meksika
Güney Afrika

Uruguay

(Yukarıdaki sıralamayı tahmini grup sıralamam olarak yazdım.Diğer gruplarda da öyle olacak.)


Güney Afrika


Öncelikle ev sahibinden başlayalım.Kamerun’dan sonra bu turnuvada en başarılı Afrika takımı diyebiliriz kendilerine.Kendi seyircilerinin önünde bir şeyler başarmak istiyorsalar ellerinden gelenin en iyisini yapmak zorundalar.Taraftar desteği ne derece ateşliyordur onları bilemiyorum çünkü o vuvuzela sesi ben sahada oynarken çalınacak olsa futbolu bırakmayı düşünebilirdim o an.Ama onların yerel bir sevinç gösterisi olduğu için bu belki Güney Afrika’ya avantaj rakiplerinede dezavantaj sağlayabilir de.

Takımın en önemli yıldızı tabi ki Steven Pienaar.Dortmund,Ajax ve şimdi de Everton forması giyiyor Afrika’lı yıldız.Onun bu tecrübesinden ve oyun zekasından muhakkak faydalanmak isteyecektir teknik direktör Parriera.İlerdeki diğer bir önemli isim ise ilerlemiş yaşına rağmen Benny McCarthy.3.lük için Uruguayla kapışırlar ve ev sahibi avantajlarını kullanabilirlerse bunu başarmaları çok ta zor değil.


Fransa


Şu takımın başında Domenech olmasa rahat yarı final görürler derdim.Kaleden başlayarak Mandanda,Sagna,Abidal,Evra,Gallas,Lass&Alou Diarra,Gourcuff,Ribery,Henry,Anelka ve daha bunlar gibi bir çok yetenek.Ama takım hiç bir şey oynayamıyor Domenech yüzünden.Fransa federasyonu anlayamadığım bir kararla turnuva sonrasında Blanc’la çalışacaklarını açıklamış.Bu kararı dünya kupası öncesinde vermeyip te dünya kupasına gidileceği sırada ve takımın başında halen Domenech varken neden verildiğini anlayabilmiş değilim.Herşeye rağmen yine çeyrek finale kadar rahatça çıkar horozlar.Orada da olası rakipleri Almanya ya da İngiltere olabilir.Ve muhtemelen dünya kupası maceraları da buraya kadar sürer.

Meksika



İkinci olurlar diyorum çünkü çok genç ve dinamik bir kadroyla geliyor.Başlarında da ülkenin en önemli teknik direktörü Javier Aguirre olacak.2009’daki CONCACAF zaferlerinden sonra burada da bir üst turu zorlayacakları kesin.Kadrodaki en gücendikleri isimler kaleci Ochoa,defansta Barçalı Marquez ve ilerde de Guardado,Gio Dos Santos,Vela ve tecrübeli Blanco.


Uruguay



Uruguayın kadrosunun ileri turları görebilecek kapasitede olduğunu pek düşünmüyorum.Forlan ve Lugano ülke için önemli isimler ama diğer oyuncularında onların çabasına ve arzusuna ayak uydurmaları gerek.Uruguay bu turnuvayı ilk kazanan(toplamda 2 kez) takım ancak o yıllar çok eskide kaldı ve o başarılar ancak Uruguaylıların hayallerinde yer alıyor.

II. Rivaldo


Eğer kazanmak için kirli oyunlar oynamamız gerekirse ,bunu da yaparız.Dünya Kupası'nda önemli olan tek şey kazanmaktır.Kazanmak için herşeyi yapmaya hazırız.
Luis Fabiano

23 Mayıs 2010 Pazar

Finallerin Golcüsü


Milito dün gece ŞL finalinde Bayern Münih karşısında golünü attı. Ve böylece İtalya Kupası Finali, Serie A son maçından(o da bir final sayılır) sonra bir finalde daha gol atarak ne kadar büyük bir futbolcu olduğunu gösterdi. Ayakta alkışlanmayı gerçekten hakeden bir futbolcu kendisi. Maç devam ederken Startv Militonun istatistiklerini ekrana getirdi ve tablo şöyleydi; 2şut 2kaleyi bulan şut 2 gol. Mükemmel bir kontra-atak oyuncusu olduğunu tekrar hekese gösterdi. Diğer bir parantez de İnter takımı için açmak gerekir. Topla oynamadan da maç hatta kupa kazanabileceğini gösterdi. Topla oynama oranlarında %40'a çıkamadı hiç ama yine de kazanmayı bildiler bir kez daha tebrik ediyorum kendilerini.

Nefret & Saygı

Bu adamı görünce ya da adını duyunca onunla ilgili ne düşündüğümü gerçekten kestiremiyorum.Kendi içimde çelişmeye başlıyorum.Bence dünyanın gelmiş geçmiş en iyi teknik direktörü(efsane Brian Clough dönemine yetişemediğim içinde böyle diyor olabilirim).Oyuncularıyla olan ilişkileri,işine verdiği önem ve elde ettiği başarılarla bu ünvanı hakediyor bence.Futbolculuk geçmişi olmadanda,çekirdekten yetişerek,işi erbablarından öğrenerek nasıl bir teknik direktör olunacağını herkese gösterdi bence.Ama birde şu takındığı maske var.Ukala,dünyayı ben yarattım havaları olan,başkasının demesini beklemeden en iyi benim diyen,bilerek kendine düşman edinen bir adam oluyor o maskenin altında.Maske diyorum çünkü dünkü kupa finali sonrasında da gördük Mourinho'nun halini.Eğer bu hali bir maskeden ibaret olmasaydı orada kendini bırakmaz gözyaşlarını dökmez aynı Barcelona maçında yaptığı gibi egoist bir biçimde göstermelik bir zafer turu atardı ve "Dünyanın en prestijli kupası dünyanın en prestijli teknik direktöründe.İkinci kez..." gibisinden bir açıklama yapardı ve giderdi.Bütün bunlardan dolayı tam nefret edecek gibi oluyorum sonra bir anda kendi vicdanım devreye giriyor.Sanki sen farklısın diyor.Değilim.Kazanmak için elimden gelen herşeyi yaparım.Elimden gelmiyosa kendi kendimi yer bitiririm.Ama ben kazanmalıyım.Hem yaptıklarımla hem söylediklerimle hem başkalarının söyledikleriyle kendi egomu tatmin etmeliyim.Eğer bende böyle düşünüyorsam diyorum sonra kendime gerçekten bu adamdan hem nefret ediyorum hemde son derece saygı duyuyorum.Belki bu yazdıklarıma karşı çıkanlar olabilir.Kazanmak herşey değildir vs. vs. gibisinden şeyler söyleyebilirler.Bence bunu diyenler daha önce hiç kazanmamışlar.Çünkü kaybetmekle kazanmak arasındaki o koca farkı anca kazandığınızda anlayabilirsiniz.

21 Mayıs 2010 Cuma

Rancik Kaldı


Çok şaşırdım görünce.Genelde her sene yabancıların hepsi değişirdi bizim basketbol şubesinde.Darius Washington Roma'ya geçmişti ligler biter bitmez.Ama Rancik ile 2 yıl daha sözleşme yapılmış.Simas Jasaitis'te takımda kalmalı. Bu yabancı oyuncuların sözleşmeleri bundan sonrada tek yıllık olmaktan çıkar umarım.

20 Mayıs 2010 Perşembe

Rüştü ve Aradıkları


Rüştü kimi aramış; Kasımpaşa-Fenerbahçe maçında aptal saptal bir gol yiyen Murat Şahin'i.Kimi aramış;Fener'den 3 yiyen Ankaragücü antrenörü Ümit Özat'ı.Bir de Fenerle berabere kalan Trabzonsporlu Serkan Balcı'yı.Bunları arayıp demiş ki Rüştü Fener'i yenin.Yenilin dese olay olur anlarım ama adam yenin demiş(deyip demediği bile meçhul).E zaten onların sahaya çıkma amacı rakiplerini yenmek değilmi.Yani anormal bir durum yok ortada.Ki bakıyoruz Rüştü'nün güya arayıp yenin dediği takımlar zaten Fener'i yenemedi.Sırf gündemi değiştirmek için klasik bir Aziz Yıldırım oyunu.Aynı Galatasaray'ın şampiyonluğundan sonra istifa edip sonra 2 hafta sonra karı gibi sözünden dönüp geri geldiğinde yaptığı gibi.Yemezler bu sefer.Yerse senin taraftarın yer anca.Sana hesap soracaklarına hala senin gazına gelip at gözlüklerini çıkartmayıp kaçan şampiyonlupun sebebini başka takımlara çamur atarak arıyorlar.En basitinden yenseydin Trabzon'u(zamanında Denizli'yi) olsaydın şampiyon.Olamadın oturup susmasını bilicen ve bükemediğin bileğide öpücen.Galatasaraylılık duruşuyla Fenerbahçelilik duruşu arasındaki en büyük fark budur işte.