Marshall'lı forma deriz hep mesela. Çünkü 4 sene üst üste gelen şampiyonlukların son 2'sinde o vardı göğsümüzde. En önemlisi UEFA kupasını aldığımız o formada da Marshall vardı. Çoğu taraftar gözü kapalı söyler Süper Kupa'daki sponsorun Telsim olduğunu. Son yıllarda ise zorla sponsor buluyor takımlarımız. Normal şartlarda 4 yıldızlı formada sponsor olmak için yarışır hale gelmesi gerekiyor firmaların ama göreceğiz.
Tüm bunları düşünürken aklıma şampiyon olan takımların sponsorları acaba nelerdi diye geldi ve aşağıdaki araştırmayı yaptım.80 senesinden öncesi için sponsor bulamadım ben ama bilen varsa gönderirse onu da eklerim. Beşiktaş'ınkini araştırmak gerçekten çok sıkıcıydı. Trabzonspor'un ise zordu. Şampiyon ise 7 şampiyonlukla Avea oldu(Aria dahil).
30 Mayıs 2015 Cumartesi
27 Mayıs 2015 Çarşamba
STSL 2014-2015 Altın ve Gümüş Kadro
Son hafta neredeyse bütün takımlar için formalite icabı geçeceği için ben dayanamayıp şimdiden altın ve gümüş kadroları hazırladım.
Altın kadroda Yasin Öztekin ikinci yarıdaki mükemmel performansıyla yer aldı. Onun dışındaki isimler için bence neden aldın diye sorulmamalı. Bütün senenin en iyileriydi.
Gümüş kadroyu hazırlamak ise biraz daha zor oldu. Kaleci konusunda Karcemarskas ve Hakan Arıkan arasında gittim geldim. Forvette ise her ne kadar Demba Ba son haftalarda düşüşe geçse de bence Fernandao'dan sonra ligin en iyi performans gösteren forvetiydi. Sol kanatta ise belki Babel'in yerine Doka'da alınabilirdi kadroya.
Bu yazıyı yazarken acaba bu iki takım maç yapsa sonuç nasıl olurdu sorusu geldi aklıma. Football Manager data altyapısıyla bir maç ayarlarım belki.
4. Yıldız'ın Mimarları | Hamza Hamzaoğlu
Çok şükür ki bu sezonu 20. şampiyonluğumuzu kazanarak
kapatıyoruz. 4.yıldız olayı bana göre sembolik ama onun da camia için gururu
ayrı tabii. Ne yalan söyleyeyim Hamza Hamzaoğlu geldiği zaman bile ŞL'ne
kalalım bari diye düşünüyordum. Çünkü takım top oynamıyordu. HH'den sonra takım
bence yine çok iyi futbol oynamadı. Hatta normal şartlarda şampiyonluğa
yetebilecek bir oyun bile değil Galatasaray'ın oynadığı. Ama ülkede futbolun
kalitesi o kadar düştü ki rakiplerine kıyasla Galatasaray'ın futbolu en iyiler
arasındaydı. Son haftalardaki muhteşem inanmışlığı da bununla birleşince
şampiyonluk geldi.
Bu şampiyonlukta diğer her şampiyonlukta olduğu gibi birden
fazla done birden fazla kırılma anı var. Zaten şampiyonlukları da
güzelleştiren, anlam kazandıran bu hikayeler değil mi? Ben kendimce önem
sırasına göre blogda ayrı ayrı başlıklarda yazmaya çalışacağım bu şampiyonlukta
emeği geçenleri ve nedenlerini. Birinci sırada tartışmasız Hamza Hamzoğlu var!
1- Hamza Hamzaoğlu:
Daha teknik direktörümüz olmadan önce duruşuyla karakteriyle
ve Akhisar'da yaptıklarıyla oraya göz kırpıyordu zaten Hamza hoca. Dünya
Kupası'nda Sneijder'e "giydirmesiyle" biraz kızdırmıştı bizi ama yine
de takıma getirilince olumlu karşıladığım bir isimdi kendisi.
ŞL'de alınan kötü sonuçlar sonrası takımda moraller çok
düşmüştü ve inanılmaz kırılgan bir yapı oluşmuştu. HH öncelikle bunu düzelterek
çok zor bir işi başarmış oldu. Ziraat Türkiye Kupası'nda zayıf rakiplere karşı
alınan gollü galibiyetlerin bunda payı vardı. Zamanlama olarak mükemmeldi
hatta. Bu maçlar sayesinde kulübede
kaybolan bir çok oyuncuyu da tekrardan takıma kazanmış oldu. Hatta içlerinden
biri belki de şampiyonluğu getirdi Galatasaray'a(Yasin Öztekin).
HH'nun karakteri,karizması, maç başlayana kadar ki taktik
anlayışı ve takımı yönetmesine diyecek tek kelimem yok. Tam da ihtiyacımız olan
şeydi bunlar. Bir tek eleştirim maç esnasında takıma yaptığı/yapamadığı
dokunuşlarla alakalı olabilir kendisine. Onu da büyük kulüp çalıştırmanın
zorluğu ve stresine veriyorum bu sene için. Önümüzdeki sene daha net göreceğiz.
Galatasaray tabiri caizse muhtaç olduğu kuvveti yine
damarlarındaki asil kanda bulmuştu. Bu şampiyonlukta aslan payı kesinlikle
Hamza Hamzaoğlu'nun!
21 Mayıs 2015 Perşembe
Gümüş Yıldız Juventus'un
Bir Roma taraftarı olarak üzülerek yazıyorum ki gümüş yıldız da Juventus'un. Daha önce bir kaç kez yazmışlığım var buradan ama yine de hatırlatalım: İtalya kupasında her 10 şampiyonluğa bir gümüş yıldız veriliyor. Aslında dün ilk defa verilmiş oldu. İtalya kupası finalinde Lazio'yu 2-1 yenerek 10. şampiyonluğuna ulaştı Juventus. 20 senelik bir lanet vardı Juventus'ta aslında ama baktılar ki kimsenin alacağı yok bunu da biz alalım dediler. Zaten yeterince yıldız varken farklı renkteki bir diğer yıldızı logoda nereye koyacaklar bilmiyorum.
Bu sene daha evvel lig şampiyonluğunu da garantileyen Juve; ŞL finalinde galip gelmesi durumunda 2010 Inter'den sonra üçleme yapan ikinci takım olacak.
Gümüş yıldıza en yakın diğer ekipler 9 şampiyonlukla Roma ve 7 şampiyonlukla Inter.
Altın yıldızı anca çocuğum görür o yüzden şu gümüş yıldızı artık almalıyız.
19 Mayıs 2015 Salı
Modern Kahvehane: Facebook
Bu yazacaklarım tabi ki kişiden kişiye değişecektir ama eminim benimle aynı durumda olan bir çok insan var. Bu yazıyı yazarken biraz da öz eleştiri yapıyorum aslında. Facebook'ta Twitter'da bir şeyler paylaşırken zeka yaşımız düşüyor bence. Özellikle konu spor ya da siyasetse. Bakıyorum 30-40 yaşlarında adamlar ergence paylaşımlarda bulunuyorlar. Diğerleri de bunu ciddiye alıp bir hışımla kontraya kalkıyor(buna ben de dahilim.) Eskiden kullanılan kahvehane muhabbeti denilen şeyi buralarda yapıyoruz artık. Hiç araştırmadan, okumadan. Başkalarının bizi yönlendirmesine çok açığız. Birkaç gerçek var ki hep unutuyoruz:
1- Herkes seninle aynı fikirde olacak diye bir şey yok. Hatta bu imkansız.
2- Doğru bir falan değildir. Doğru bir olsa eğer şu dünyada yaşamak bu kadar zor olmazdı.
3- Diyelim ki karşındakinin fikrini değiştirmeye niyetlendin. Hangi birine yetişeceksin? Ömrün yeter mi?
Bu durum çok uzun zamandır beni rahatsız ediyor. Rahatsız etmesine rağmen çoğu zaman kendimi tutamıyorum da. Artık değişmeli bu. En azından o karşımdaki adamdan bir farkım olduğunu kendime ispatlamalıyım. Yoksa sadece farklı görüşleri savunan aynı yapıda insanlardan başka bir şey değiliz demektir. Ve ben o seviyede olmayı asla kabul etmiyorum.(göreceğiz!).
1- Herkes seninle aynı fikirde olacak diye bir şey yok. Hatta bu imkansız.
2- Doğru bir falan değildir. Doğru bir olsa eğer şu dünyada yaşamak bu kadar zor olmazdı.
3- Diyelim ki karşındakinin fikrini değiştirmeye niyetlendin. Hangi birine yetişeceksin? Ömrün yeter mi?
Bu durum çok uzun zamandır beni rahatsız ediyor. Rahatsız etmesine rağmen çoğu zaman kendimi tutamıyorum da. Artık değişmeli bu. En azından o karşımdaki adamdan bir farkım olduğunu kendime ispatlamalıyım. Yoksa sadece farklı görüşleri savunan aynı yapıda insanlardan başka bir şey değiliz demektir. Ve ben o seviyede olmayı asla kabul etmiyorum.(göreceğiz!).
28 Nisan 2015 Salı
Hazard'ın Yükselişi
Eden Hazard kariyer basamaklarını 3'er 3'er çıkıyor adeta. Altyapısından yetiştiği Lille'de 5 sene profesyonel olarak oynadıktan sonra henüz 22 yaşında Chelsea'ye transfer olmuştu kendisi. Biz Türk spor severler kendisini daha çok Fenerbahçe Lille eşleşmelerinden ve Aykut Kocaman'ın ütopik transfer listesinden tanısak ta Avrupa'da çok yükseklerden uçacağı belliydi Hazard'ın.
Hazard geçen sene PL'in en iyi genç oyuncu ödülünü aldıktan sonra bu sene de yılın en iyi oyuncusu ödülüne layık görüldü. Bunu başaran 2. Belçika'lı ve 2. Chelsea'li oldu kendisi. İlk Belçika'lı Vincent Kompany ve ilk Chelsea'li Frank Lampard'tı.
Bir sonraki basamak onun için belli aslında. Barcelona mı Real Madrid mi? Yoksa geçenlerde Ribery'nin de işaret ettiği gibi Bayern Münih mi? Mourinho eminim şimdiden alternatifini bulmuştur. Aynı David Luiz'de olduğu gibi.
Sanat: Andrea Pirlo
Nerede hangi takımda olursa olsun; Pirlo Pirlodur, Başbakandır!!!
Stumpf Vardı- Philippe Christanval
vardı bir dönem be" dedim. Yaşlanıyorum galiba. Bundan hemen bir seri çıkar diye düşündüm. Stumpf Vardı serisi!
Christanval çocukluğumuzun akılda kalan futbolcularındandı. Potansiyeli olan ve saç stili değişik bir arkadaştı o dönem için. 2000 yılında Fransa'da yılın en iyi genç oyuncusu seçildikten sonra 2001'de Barcelona'ya transfer oldu. Ondan sonra da sakatlıklar bir türlü peşini bırakmadı. Barcelona formasının güzel olduğu zamanlarda o formayı giyebilmek de başka bir ayrıcalık tabi.
12 Nisan 2015 Pazar
Socrates Dergi
Futbol ya da spor üzerine kelam eden herkes bu dergi hakkında da bir şeylerden bahsetmeli. Öncelikle şunu söylemeliyim bence dergi demek biraz haksızlık. Spor kültür ansiklopedisinin ilk cildi diye tanımlamak daha doğru olur bu sayı için. Alanların belki de hemen hemen hepsi okuduktan sonra kitaplığına kaldıracak Socrates'i. Tabi önce o mükemmel illüstürasyonları kesip duvarlara asmak şartıyla. Umarım diğer sayılar da bu formatta devam eder. Tek bir sayısını bile kaçırmak istemiyorum Socrates'in. Emeği geçenlerin ellerine sağlık.
11 Nisan 2015 Cumartesi
Diego ve Onun Gibiler
Fenerbahçe'li Diego alacakları ödenmediği gerekçesiyle Tff aracılığyla ihtarname göndermiş kulübüne. Bu olayı yazmamın sebebi çığırtkanlık yapmak değil. Malesef bir çok yabancı futbolcunun ülkeye bakış açısı hala "Katar öncesi son bir vurgun" yaparım şeklinde. Çok fazla para kazanan başka futbolcular da oldu. Belki gelmelerinin öncelikli nedeni yine paraydı ama gösterdikleri karakterle bunu bize hissettirmediler. Drogba örneği var karşımızda. Ya da daha taze Kuyt var. Feyenoord'tan 500bin euro alacakmış önümüzdeki sezon. Fenerbahçe'den aldığının kaçta kaçıdır bilmiyorum. Ama önemli değil yeter ki sen gel bu ülkeye ve Kuyt gibi ol.
Belki yeni yabancı kuralıyla takımlarımız bu kadar fazla paralar vermek yerine daha uygun yabancı yetenekler keşfetmek yoluna gider. Yine yıldız transferi yapılır illa ki ama bu kadar da gebe kalınmaz.
Dipnot olarak spor medyamızın kulaklarını çınlatmamak olmaz. Diego Fb değil de Galatasaray'ın futbolcusu olsaydı Galatasaray'ın TL cinsinden borçlarını görüyor olacaktık manşetlerde.
Belki yeni yabancı kuralıyla takımlarımız bu kadar fazla paralar vermek yerine daha uygun yabancı yetenekler keşfetmek yoluna gider. Yine yıldız transferi yapılır illa ki ama bu kadar da gebe kalınmaz.
Dipnot olarak spor medyamızın kulaklarını çınlatmamak olmaz. Diego Fb değil de Galatasaray'ın futbolcusu olsaydı Galatasaray'ın TL cinsinden borçlarını görüyor olacaktık manşetlerde.
10 Nisan 2015 Cuma
Fifa Sıralaması
Fifa milli takımlar sıralaması çok ta bilmek istemediğimiz bir sıralama son birkaç... 5-10... ben kendimi bildim bileli! 50 küsürüncü olduğumuz bir sıralama pek kimsenin ilgisini çekmiyor haliyle. Biz sadece maç günleri ve büyük şampiyonalarda(eğer katılabilirsek) milli takımı desteklediğimiz için sıralamasının da ilgi görmemesi normal aslında.
Uefa kulüpler sıralamasıyla daha bir haşır neşiriz .Son 5 senedeki performansa bakıldığı,tur atladıkça bonus alındığı vs. bunları az çok tuttuğu takımı takip edenler bilir.
Bu yazıyı yazmamda etkili olan şey son açıklanan Fifa sıralamasında Romanya'nın İngiltere'nin üstüne çıkmış olması. Nasıl olurdu? Yani gerçek anlamda nasıl olurdu? İlla ki vardır bir mantığı ve bunu bilmediğimden araştırma gereği duydum.Bu wikipedia linkinde gayet anlaşılır bir şekilde açıklanmış hesaplanma yöntemi. Puanlama sisteminin en beğendiğim yanı yendiğin takım genel sıralamada ne kadar üstteyse o kadar fazla puan alıyorsun. Yani Türkiye için konuşursak eğer; İtalya'yı yenmek İzlanda'yı yenmekten çok daha fazla puan kazandırıyor.
Hazır konusu açılmışken Türkiye'yle ilgili birkaç rakam vermemek olmaz.Türkiye şu an 52. sırada bulunuyor bu listede. Fifa.com'daki listeye bakınca ilk sayfada bile değil! Bir üstümüzde Mısır, bir altımızda Panama yer alıyor(Hesabını siz yapın işte) Sıralama yapıldığından beri ortalama sırası ise 29. Kendimizi bir halt sanmamamız için bir sebep daha! 2004 senesinde 5.liğe kadar yükselmişiz. Sonrası malum.
9 Nisan 2015 Perşembe
Chelsea ve Japon Pazarı
Maalesef para her şey artık futbolda. Bunun en son örneği İngiltere'de yaşanacak gibi. Yokohama ile sponsorluk anlaşması imzalayan Chelsea, muhtemelen Japonya'daki popülaritesini biraz daha arttırabilmek adına bir de oyuncu transferi yapma kararı almış. Hatta tahminimce yapılan sponsorluk anlaşmasının bir maddesi bile olabilir bu transfer.
Maviler FC Tokyo forması giyen 22 yaşındaki Yoshinoro Muto'ya önümüzdeki yaz dönemi için transfer teklifinde bulunmuş. Muto orta saha oyuncusu olmasına rağmen bu sene toplam 27 maçta 13 gol atmayı başarmış. Ön yargılı bir yorum belki ama normal şartlarda Chelsea'nin yanında bile geçebileceğini tahmin etmiyorum. Kahrolsun endüstriyel futbol!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






